Join for FREE | Take the Tour Lost Password?

deviantART

 

diary

Journal Entry: Mon Nov 30, 2009, 2:46 AM
  • Mood: Insecure
  • Listening to: voices in my head
  • Reading: your mind
  • Watching: life itself
  • Playing: with hearts
  • Eating: myself
  • Drinking: mineral water

>>> 02.12.2009 <<<




30.11.2009

NE OLDU SANA

en son ne zaman hayal kurduğunu hatırlıyor musun?

hani bi zamanlar dünyayı gezme fikrin vardı
adını bile bilmediğin bir ülkede evlenecektin
hani bir motosiklet alacaktın
kimsenin çözemediği o denklemi sen çözecektin
binlerce insana şarkı söyleyecektin

sen, dünyayı değiştirecektin

bir kopeğin olacaktı senin, ama yok galiba
sahi ne zaman vazgeçtin kopeğinden?

hayallerinden ne zaman vazgeçtin?
şimdi tekrar onların peşine düş

seni terkeden sevgilinin önünden muhteşem bi arabayla geçebilirsin
hep hayalini kurduğun o eve sahip olabilirsin
bayılana kadar alışveriş yapabilirsin
mesela safariye çıkabilirsin
bi tekneyle okyanusa açılabilirsin

gerçekten mutlu olabilirsin

fishcard
çok ilginç
çok



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



29.11.2009

HAYAL\ET

suya düşen
ama
batmayan
hayallerin
içi boşmuş

ama
yine de pozitif bişi
tutunulabilir
pek tabi ki bi dal gibi
onlara



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



26.11.2009

LEIF ERIKSON

merba ben
leif
leif erikson
derler benim için amerikaya ayak basan ilk avrupalı die
ama inanmayın siz onlara
komple yalan

tamam gittim chicago'ya
ama yalnız deildim tabi ki
bazen söylememek, söylemekten daha dürüst bir davranıştır
chicago dediğim yer sonradan kanada oldu
bahsediorum tüm duygularımı gömdüğüm buzullardan ben
buzul mu
sandığım buzullara lavlar çıkınca
ateşini içimde tut ayırma gözünü benden

dur, oturma sakın, ayakta kal,
mumlar var, mumları söndür
anlatacaklarım var ama
yeni bir dil öğrenmek gibi
sınırlı kelimelerle eriyip giden kaybolan duygular gibi
sonradan başladım pandomime ben
eller kollar mimikler simgler imgeler
hergün öğreniorum 3 yeni şey hep aynı
her yeni gün lollipops
yer yeni gün crisps
her yeni gün haunted attics

she feels that my sentimental side should be held with kid gloves
but she doesn’t know that i left my urge in the icebox
she swears i’m just prey to the female,
well then hook me up and throw me, baby cakes, cuz i like to get hooked

bir gün bakarsın herşey nefesin senin
ne demirden gökyüzü, ne de doğduğum şehir
ne serin sular işler, ne de kurduğum sihir
ne sevin benim derdim ne de içtiğim zehir

yavaşlıyor ama durmuor dünya



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



25.11.2009

KIRMIZI BALIK

kırmızı balık gölde
kıvrıla kıvrıla yüzüyor
balıkçı hasan geliyor
oltasını atıyor
kırmızı balık dinle
sakın yemi yeme
balıkçı seni tutacak
oltasına atacak
kırmızı balık kaç kaç
kırmızı balık kaçıyor

Photobucket

bir solucanın aşkı - wilbur the solucan

kırmızı balık kaç kaç
gitme hep yanımda kal

13.03.2008 tarihinde yazmışım
yaşamışım ben bu günü
yaşamışım en başından



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



24.11.2009

TEZ

öğretmenler gününde okulumdadım
tezim için ilk deneyleri gerçekleştirdik
çok sıkışıkım çok
işala işler yolunda gider



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



21.11.2009

SARI

--- burda çizim var ---

bir yaşlı ağaç kökünden baltalanmış
devrilmiş yatıyor yan
balta dikey olarak saplanmış kökte kalan kısma
yarıklarından akıyor öz suyu için için

toprak çatlak
kurak
heryer sarı
sarı sonbahar

bir kız var yalın ayak ağacın dibinde
uzun saçları uçuşuyor rüzgarla
oturuyor dizlerine koymuş başını
bağlamış avuçiçleri kipkırmızı ellerini bacaklarından
ağlıyor
gözyaşları damlıyor için için

--- burda çizim var ---

ada ben ayrılmak istiyorum



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



15.11.2009

NEFES

alamıorum
gerçekten bak
ama inanamıorum
içimde ne çok varmış
her defasında derin derin
veriorum ya
almadan veriorum veriorum
bitmio

hadi geç beyincike yine
hadi beynim
hadi



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



08.11.2009

HİÇ KİMSE BİLMEZ

ben hep sana gelirim, beni anlasın diye tenin
bırakırım kamaşsın yaşamdan gözlerim
tenini avuçlarım zaten severim
gelmesen de sevmesen de beni

tutsan ellerimden, geçmişi unutamam ki
opsem gözlerinden yaşları kurutamam ki
damağım çöle dönmüş, sesim çamura
oyuncağını geri ver içimdeki çocuğa

yüzüm gözüm toz toprak, yağmurların yıkamaz
kalbim kabuk bağlar içim artık acımaz
kanserli kentlerin çığlığından
son trenle ayrıldığımdan

hiç kimse bilmez
hiç kimse sevmez
şimdi sende yoksun yanımda

hiç kimse duymaz
hiç kimse sormaz
şimdi sende yoksun yanımda



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



03.11.2009

NEFRET

yorucu
bi
duygu muş hem
de çok
hele herkesten
herşeyden ise
dediler
desinler



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



01.11.2009

KASIM

birden
çok
souk
burası
izmir



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



15.10.2009

NEKSELMİŞ

yaralı dizlerim
koşamam ki
kapalı yollarında akamam ki
unutkan nehrinin
yolunu sormadan
bulamam ki
karlı dağlarında doğamam ki
saklı kentinin



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



27.09.2009

BÖRÜLCE İLE MISIR

evet dersimiz tarım aslında
gerçek hayata uygulamak size kalmış
görebilirsiniz onları bir salata tabağında yanyana

pek de bahçe işinden anlamayan çok iyi niyetli birisine derler ki
bizim bahçeye bişiler eker misin
o da severek kabul eder

bu domates, bu patlıcan, bu biber
bu da börülce
bu da mısır
hepsinin tohumları verilir

diğerlerini eker adam sıra gelir börülce ile mısıra
düşünür ki börülceler ile mısırları birbirine yakın ekmek.

börülce sarılcak bişi arar ve mısıra sarılır
bölece büyürler giderler
meyveleri düşer kafamıza falan.

disc II alternatif son (esas son esasında)

börülce uzamaya başladığında mısır çoktan çıkmıştır
yavaş yavaş sarılır börülce mısıra
o kalın gövdesine tutunur, ona ihtiyacı vardır ayakta durmak için
mısır ise üzerine gelecek böcek sineklerden korunur
ve daha çok su tutar börülce sayesinde

fakat problem vardır
büyüme hızları aynı değildir.
mısır çok hızlı uzamaktadır börülceye göre
börülce yetişemez bu hıza
biranda bulur kendini bulutların üzerinde sonra
gerilir, gerilir, gerilir

önce üst noktalarda kopmalar olur.
aynı zamanda çapı da büyüdüğü için damarları yırtılır, yaparakları dökülür
en sonunda dipten kökü de kopar börülcenin
artık beslenemez
sararır kurur toptan
dökülür kalamaz mısırın üzerinde

bir tatlı rüzgar gelir ve götürür börülceyi
mısır ise dimdik ayakta kaldı sanmayın
hasat zamanı gelir
kaynamış mısır olarak bardakta sunurlur

not :
iki yol var demiştin
hepsinin sonu aynı
korkma bebeğim



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



18.09.2009

MEVSİM SONBAHAR

bitkiselim
köklerim yanıor
öz suyum kuruor
damarlarım kopuor
kabuklarım dökülüor
yapraklarım uçuşuor
yıkılıorum ben


Photobucket


this fall
watching me falling
"the disintegration"
coming soon



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



16.09.2009

NEON SIGN

döndüm evet, ne yeniden doğdum
ne de dünyayı kurtarmaya geldim
girdi birbirine tüm göstergeler

uzun zamandır adam gibi saçmalamıorum
şimdi başlasın, hemen şimdi burda
gör bak...

kahvaltı zamanı deil ama, kırdım yumurtayı işte
amacım yemek deil içini, kabuğu ile ilgili esasında
hani beyaz olur ya keskin köşeli, hani hani dişleri gibi canavarın
neyse buraya gelicez yine, çok hızlı gitmeliyiz zaman yok ya
anlatacaklarım uzun ya...

uçuoruz sanki bir alman arabasının içinde
aniden yolun ordasına bir genç düşüor,
uzun boylu karagözlü kara kaşlı çok betimsel
neyse kırıorum aniden direksiyonu ve yüsek hızda araba spin atıor
tüm airbagler açılıor...

hayat bu ya işte bi almandı insanlığı katleden
tezat bu ya yine bi almandı airbagı bulan
biri katledip biri kurtaradursun, yörüngesinde spin attığımız karaoğlan,
alman olmaktan öte pek de bi tanıdıktı.
vardım yanına ölmüştü çoktan,
düşmüş, yumurta kabukları üzerinde, çıkarmaya çalıştım, olmadı,
kalbine saplanmış işte, dedim ya keskin canavar...

neyse gelelim yumurta mı tavuktan
tavuk mu yumurtadan sorunsalına
hızlı bir şekilde çıkıorum merdivenlerden
gökdelenin terasındayım 321. kat belki de ya da 321. metre
tam orda pervazın en köşesinde
pervaz doğru kelime deil ama aklıma ilk geleni...

korkarım aslında ben çok yüksekten
düşmekten değil yanlış anladın beni sen, yükselmekten
başım dönüor gözlerim kararıor sadece
bak şimdi yine başladı...

superhero deilim ya sonuçta
yere hızlıca çakılırım ya
savaşmak boşuna anlamam toptan tüfekten ya
yaları da tükettim ya
evet öldür beni, tek bir kelime yeterdi
üfle beni son bir nefesle
bak işte o karaoğlan bendim düştüm ya önünde...

özetle
bkz. kendi kendini kırmak



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



12.09.2009

GS-BJK

beraber ıslanıcaz sanırım
maçta olicim
inşala yeneriz

daddy cool
:pray:



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



07.09.2009

ALMANYA

evet
bu haftaiçi
2.5 gün stuttgart da
2.5 gün nurnberg de
olacaım
iş münasabeti ile
umarım foto çekme imkanım olur



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



06.09.2009

SAHIP OLMA HİÇ BANA AMA

kaybol benle
kaybol benle
kaybol benle



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



04.09.2009

DOĞUM GÜNÜM

zor be annem
nesi zor yavrum
zor be annem, çok zor...



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



03.09.2009

BULAMIYORUM

soy beni yatır uykuya
şu an sanki evimdeyim
bul beni aramana gerek yok
beni koyduğun yerdeyim



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



29.08.2009

MUMLAR

çek, bi sandalye çek ve otur,
mumlar var, mumları yak
anlatacaklarım uzun, uzundur yollar
ve her ne yöne gidersen git, beter gibi sonsuz ama
yoksun nedenin yoksa

ağlarla kaplı hiç bilemezsin!
her yanım, her sözüm, her savaşım, her yönüm
öyle zor, öyle zor geliyor ki her yeni gün
her yeni gün
her yeni gün
her yeni gün

"yasemin mori bugünlerde"



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



26.08.2009

CURE

last days of summer
never felt so cold
so cold
so
so



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



16.08.2009

MORI

yine bulutlar hiç
gitmiyor gitmiyor...

kalbininin atışları hiç
gitmiyor gitmiyor...

baya güzelmiş bu yasemin



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



13.08.2009

NASIL ANLATSAM SİZE

hayat tek nefes etmez.
ölüm alem aldırmaz.
canım bir gülüş etse.
ölüm güler hiç susmaz.

hastasıyım bu sözlerin
yine burda görmek istedim



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



08.08.2009

YAZLIKÇIYIM

efet çılgın minibüs soforunu
yazmak ya da yazmamak
işte bütün sorun bu



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



25.07.2009

VIDEOTAPE

you are my center
when i spin away



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



22.07.2009

EVET

bu yazı akustik
küstüm konuşmuorum



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



14.07.2009

KÖTÜLER KAZANIR

iyilere hep bişiler olur
umarım sağlığına kavuşursun ablam
:pray:



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



04.07.2009

DA PORTFOLIO

[link]

bu da böle bişi



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



29.06.2009

R.I.P

eni veci vokki
micheal are you OK?

koşun nefes almıor
biri baksın lütfen
açılın ben doktorum
ölmüş



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



21.06.2009

KIŞ NEDEN VAR

güller solar
güller
solar



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



14.06.2009

SUALTI

bugün çeşmeye sualtı fotosu çekmeye gittim
ama saolsun kulağım
30 cm bile dalmama izin vermedi
çekemedim hiçbişi sualtunda

şimdi nolcak?



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



07.06.2009

SAĞLIK

bir sağlık problemleridir
dönüor başımızda bu sene
umarım düzelir herşey
söz veriorum
daha iyi biri olcım



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



25.05.2009

WALL-E

seviorum ben onu
bakın şuna hele, gerçeğini yapmışlar.
[link]
benim olsun



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



24.05.2009

TEST

bi
bip beep
bi kaç can sıkıntısı
o kadar
mrb
nbr

Time difference from today (Sunday, May 24, 2009) to my birthday (September 4, 1981)
27 years 8 months 20 days ago
1446 weeks 2 days ago
10 124 days ago
27.72 years ago

Notable event for September 4, 1981:
Birth of Beyonce Knowles (singer)
işte bu süfermiş
ondan bu kadar hareketsizim ben anladı.



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



20.05.2009

KAPLUMBAĞA

evet sevgili turtle
9 aydır emekledin, finişe geldin, geçtin/gittin
durmadın bile/görmedin bile
bir sayacım vardı yazdan kalma
şimdi herşey buzlukta

bahsediorum size ben depechemode'dan üstü kapalı
planlar boşa gitti, dave hastanelik oldu
gittik geldik fotolar kaldı tek elimizde

yine
doğru zamanda yanlış yerdeydik
yine
yanlış zamanda doğru yerdeydik
yine
zaman makinesi lazım bana
yine
mendilimi geri verin bana

there's something wrong with me chemically
something wrong with me inherently
the wrong mix in the wrong genes

yapıorum deliler gibi "losing my religion" dansı
durmuorum da daha da ileri gidip "idioteque" dansına geçiorum
görüorum ki yamyammışım, tamtam
herşeyi yemişim yutmuşum

bu da böle bir anımdır



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



11.05.2009

ELMA YA

sana bişi sorucam
nie hemen kararıosun
doyamıorum seni
izlemeye

sonra birden herşey
çirkinleşior
görmek istemiorum
midem bulanıor

nöbetçiler götürün şunu
gözüm görmesin

yine yanlış zaman
yine zaman makinesi lazım
yine icat edemedim
ama düşündüm.



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



07.05.2009

DOĞUM GÜNÜ

geçmişin ve geleceğin analizinin yapılabileceği
kişiye özel sıradan olmayan
bir gündür.

mutsuzluksa mutsuzluk, umutsa umut, sonuna kadar.
daha çok hatalar üzerinde düşünülür.
keşkeler ve olasılıklar,
kelebek etkisi şeklinde beynin kılcalları arasında
dallanır budaklanır.
nefesler kesilir,
gözler kapanır,
tek çalan eski kasetten bir şarkıdır.

tabi bütün bunlar çılgın doğum günü partisinin ardından,
pastadan çıkan striptizcinin
mumları çalip gitmesinden sonra
tek başına kaldıktan sonra düşünülür.

şarkı ise; bir mumdur, iki mumdur.
ondört mumdur değildir esasında.

after years of waiting nothing came



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



01.05.2009

LUCKY

bir güç savaşını yani aşkı anlatan radiohead mucizesi.

insanı ister istemez loser superhero gibi hissettiren,
yerin dibine sokan,
ordan göle maya çalan,
uçak kazalarından kurtaran,
her şekil yaşatan,
fakat tek bir kelimenin bile
bir kurşun gibi vücuda girip çıkarken herşeyi götürdünü hatırlatan
thom yorke daha önce de
"i stood in front of her face when the first bullet was shot" demişti.

konu ile ilgisi yok ama aklıma sara geldi, birden.
juice by sara! juice by sara!
juice by sara!
ooooooooh!
sara's got juice! sara's got juice!
oooooooh sara!



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



23.04.2009

BAYRAM

hani bayram ya
tatil işte
evde kaldım bi şekilde

sonra temizliğe başladım
esasında önce harddiski temizlicektim
sonra dolapta bi cocacola hediyesi kap buldum
içinde ne var die baktım ki

oyh
şok şok
içinden post it lerim çıktı
2003'den itibaren yazılmış ve 2006 da bitmiş yazılmaları
ilginç şeyler var

hayatımdan çıkardığım telefon numaraları
DA için not aldığım konsept çalışmalarım
izleyeceğim filmler
iş ararken aldığım notlar
bi kaç çizim
bilgisayar konfigürasyonları

ilginç ilginç şeyler
unuttuğum bi çok şeyler
kapattım koydum yerine

ama boş post it kocanımı koydum masamın üzerine
yanında da bi kalem



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



19.04.2009

LULAPARK

geçmişte bir gün
lunaparkta arkadaşlar ile dolaşılırken
bütün o karmaşanın içinden aniden çok yüksek seste
bir saniye kadar ritim kısımının duyulup kesildiği
radiohead'in buzulların içindeki volkaniği tetikleyen şarkısı

ardından truman edası ile kendi eksenim etrafında 360 derece dönup
önce sinsice gökyüzüne
sonra kadınlara ve çoçuklara bakip
delirmiş gibi gülmekten yarılalı
5 sene oluyor.

şimdi mi
cep telefonumda
this is really happening
yazıyor



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



28.03.2009

SK/IP DIV/IDED

Like a dog, I'm a dog, I'm a dog, I'm a lapdog
I'm your lapdog, yeah



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



22.03.2009

YALANCI ÇOBAN

yamacımda bi kurt ölmüş aşktan
cancağızım dayan
tövbe

dumanlı günler böle
başlar



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



17.03.2009

EASY LEAVING

sn. cnm. arkadaşım
~Cironima
nın kısa film denemelerinden birini
sizlere gururla sunarım
[link]



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



08.03.2009

SO RIGHT

There's something wrong with me chemically
Something wrong with me inherently
The wrong mix in the wrong genes

DEPECHE MODE
[link]



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



06.03.2009

RAMBO

bugünlerde herkes dior bana
savaş çoktan bitti rambo
die

bitti biliorum da
kazandım mı onu şey edemedim
di, hey gidi askerlik hey

muz, çilek, ceviz, domates, ekmek, makarna bi de
aşk yemeliyim
serotonimlerim kaybolmuş
hey hey hey

yok mu benim bi yedeim
yok mu benim bi yedeim
yok mu benim bi yedeim



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



01.03.2009

KARDAN ADAM

ıssız adamı izledim az önce
biliordum böle olacağını
bittiğinde ayağa kalktım
bir sağa döndüm
bir sola döndüm
sonra oturum
sonra ayağa kalktım

şimdi mi bir rüya gördüm
kardan adama sarılıordum
eridi
kollarım boş kaldı

dün akşam bişi yazdıodum buraya
deildi bu 1 mart yazısı
zaten boşver
ne önemi var

evet kızılayda dağıtıolar bu cümleleri



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



22.02.2009

HABERİM YOK

nedir bugün bu hız
anlamadım gitti
elimdekileri tüketeyim de
belki yeni bişiler çekerim
gibisinden

belki de gidiorum
belki de geliorum



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



15.02.2009

DAY 10909

aya ayak basmış
astranot moduma geri dönmek istiorum

nasıl truman isyandan sonra
sakinleşip ayna karşısında
bayrağını dikti ise

işte ondan

hemen şimdi burda



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



13.02.2009

15 STEP

hastasıyım
izleyin
dinleyin
anlayın
anlatın

muhteşem grammy'09 performansı için
işte bu yüzden bu radiohead
[link]

bu da benden (şarkı ile ilgili)


ehue
o çoçuklardan biridim ben de...

the first of the children

wlth love
wil



:bulletred: :bulletred: :bulletred:




05.02.2009

KLOROFİL II

gerçek aşka rengini veren madde.

modern zamanlarda yaşanan aşklar beyinin mantıksal çözümlemelerinin sonucu karşılıklı çıkar ilişkisi modunda ilerleyip sararip solarken, beyin ölümünün yaşandığı bitkisel yaşam formunda sadece kalbin yönettiği ilişkiler yeşerip dallanip budaklanmaktadır. bu durum beyin ve kalbin ikisinin birden aynı anda yaşaması halinde gerçek aşkın olamayacağını ima etmektedir.

şimdi, iki inatçı keçi hikayesindeki gibi tek bir keçinin geçebileceği genişlikte, uzun ince tahtadan bir asma koprü düşünelim. beyin bir tarafta kalp bir tarafta. beyin, aşkın nedenlerini umarsızca sembolize ederken, kalp ise gözü kör bir şekilde futursuzca beklemektedir. durup tekrardan düşünmek gerekirse ki bu halde beyniniz yaşıyor demektir ve kendi içinizde aşkı sorgulayip kurgularken taraf tutmamanız mümkün değildir, en iyisi kemerleri bağlayip arkanıza yaslanip ne olacağını izlemektir. çok fazla şey beklemeyin çünkü burası dövüş kulubü değil.

beyin, worms'daki gibi saniyede bir elindeki silahları sinsice değiştirip durmaktadır; bazuka, dinamit, parça tesirli el bombası, super kuzu, deli dana, beton eşek vs gibi, kalp ise şarkı söyleyen çalının sesi eşliğinde super mario gibi mantarları yiyip, büyüyerek ziplaya ziplaya ilerlemektedir.

burada saygın yönetmenimiz alejandro gonzalez inarritu'ya selam ederek, onun yaptığı gibi olayların kronolojik sırasını değiştirip, sahnelerin de gelişme bölümü olmadan aniden carpıcı bir şekilde ilerideki bir sekans ile yüzleşelim.

bir tabak zeytinyağlı çalı fasulye yemeğinden zoom yaparak yavaş yavaş çıkılır. tabak, kalbin küçük ellerinde; kalp, yeşil dev bir yaprağın kucağında; yaprak ise sonsuz uzunlukta bir fasulye ağacının dalındadır. kamera, louis armstrong'dan la vie en rose eşliğinde ağacın gövdesinden döne döne bulutların altına doğru iner. önce yıkılan koprü görülür, sonra herbir kıvrımı kökler ile toprağa sarmalanmış ölmüş bir beyin, etrafı fountain'daki gibi tamamen çiçekler ile dolu. en sonda da görünmez adamın çığlık ifadesi ağacın gövdesinde görülür tipki thom york'un there there'i.

sonuç mu, aşk nedensiz sevmekmiş. bu kadar da fantastikmiş.

konu ile ilgili yüzeysel araştırma yapıldığı takdirde gözyaşlarımın hala kurumadığı günlük sayfalarında, mürekkebi birbiri içine geçmiş aşağıdaki satırlar zorlukla okunabilmektedir.

beyin yaşarken bu kalp sever mi,
yoksa bitkisel hayat bu şekil güzel mi,
suya, güneşe yöneldim istemsiz,
tuzakmış düşünemedim, neyleyim beyinsiz

yemyeşil her şey.

not :
ilkokulda pamukaltında ısladığım, sevgim ile beslediğim, ölür iken dirilttiğim fasulyemin, aşkı kurtaracağını biliyordum.



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



05.02.2009

ŞİMDİ N'OLCAK

bilmiorum
emin değilim
zaman gösterecek
belki bir gün güneş ikimiz için doğar
hepsi



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



01.02.2009

BOZDAĞ

bugün çok gitmek istediğim bozdağ gezisi vardı
fakat evde oturmuş
federer-nadal avustralya açık finalini izliorum
ardından my blueberry nights'ı izleme gibi bi planım olsa da
arda bi berbere gitmem gerek
en önemlisi eve getirdiğim işi bitirmem gerek
sanırım yatip uyusam en güzeli
yarın okula gidilecek
çimento fabrikasında ölçüm yapılacak
balıklara yem verilecek
hey hey

karlı buzlu göllü evli ağaçlı güneşli abant fotoları bi başka yıla kalmış gibi görünüor

14 mayıs dm konseri için yeni albüm 20 nisanda çıkıormuş, acaba şarkılar ezberlenebilecek mi

federerin yenmesini istiorum yine ama yine nadal yenecek

evet evet kesinlikle 3 no kestirmeliyim



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



20.01.2009

DA PORTFOLIO

[link]
hızlıca bi deneme
tmm
tmm



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



17.01.2009

BENJAMIN BUTTON

life isn't measured in minutes,
but
in moments

tells the story of benjamin button,
a man who starts aging backwards
with bizarre consequences.

hadi gel
artık
gel

fincher hadi beni mutlu et
yeniden 10 yıl sonra
1999'du



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



14.01.2009

İŞ ARKADAŞLARI

bu kadar mı

sahte
göstermelik
saygısız
arkadan vuran
iyilik yapmaya gelmeyen
aniden kin kusan

olur be



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



11.01.2009

MUTSUZLUK

umutsuzluğun integralidir.

halk arasında "fade out" ya da "fade to black" olarak da bilinen bu hastalık, bulaşıcı olduğu gibi doğuştan da olabilir. taşıyıcılardan ziyade, doğuştan bu hastalığa sahip olan kişiler üzerinde yapılan araştırmalarda, tüm hastalarda kara tohuma rastlanmaktadır. kara tohum, hastaların bazılarında beyinde, bazılarında kalpte bazılarında ise üreme organlarında konuşlanmaktadır. zamanla tüm vücudu kılcal şekilde sararak hastayı ağaca çivirir ve tekrar toprağa döner.

kara tohum kendini sağdan, soldan, zamanlı, zamansız gelen ataklar ile göstermektedir. bu ataklar "back to black" sekansları olarak adlandırılır. hastayı bire bir yakaladığı gibi kalabalık içinde de ortamdan soyutlanmasını sağlayip bire-bire mıknatıs gibi çekebilmektedir. gözün gördüğü herşeyin siyah olarak algılandığı an, kara tohum artık durdurulamaz ve hasta hastalığı beslemeye başlar bu karşılıklı narsist şizofren bir ilişkiye döner ki bu son evre "paint it black" olarak bilinir.

kesinlikle tedavisi yoktur. en iyi çözüm, anlık kendini kandırma telkinleri ile atakları karşılamaktır. kalecinizin çoktan oyundan atıldığını, en iyi oyuncularınızın sakat olduğunu, hakemin taraf tuttuğunu ve en kötüsü sonsuz bir uzatma zamanı oynadığınızı unutmayınız. hakemin yüzüne oyunu bitirmesi için yalvarır şekilde bakmaya çalışmanız fayda etmeyecektir.

oyunu birakip kaçmak opsiyonel olmakla beraber uyuma denemesi denilen bu yöntem "until it sleeps" vakası olarak literatürde kayıtlara geçmiştir. fakat kara tohum uykuda da sizi yanlız bırakmayacaktır. uykunuzda ister geleceği gördüğünüzü düşünün ister geçmişinizi gördüğünüzü düşünün, aniden kan ter içinde yatakta gözlerinizi açip, hangi saatte, hangi günde ve nerede olduğunuzu düşünmeye çalıştığınız sırada herşeyin kabus olduğunu anladığız o an kısacak bir mutluluk yaşanır. o anın değeri bilinmelidir çünkü bu hastaların hayatlarında görecekleri en büyük mutluluk o olacaktır. hasta mutlu olduğunu düşündüğü an, zaten ilk evre "fade out" otomatik olarak tekrardan başlamaktadır.

umutsuzluğun sonsuz parçacıkları inançsızlık; sonsuz umutsuzlukların toplamı, mutsuzluk.



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



09.01.2009

SARI-KIRMIZI

hiçbir zaman hayat bayram olmadı
ya da
her izmire gelişiniz bayramdı

altay-gs maçı sonu açılan bi pankarttı



:bulletred: :bulletred: :bulletred:




07.01.2009

SARI

little miss sunshine
günlerin kopüğü
ve
sunta

günün anlam önemi



:bulletred: :bulletred: :bulletred:



01.01.2009

SOĞUK

bu kış üşüyorum
yaşlanma?
umutsuzluk?
ya da havalar?
.




:bulletred: :bulletred: :bulletred:

Devious Comments

love 3 3 joy 2 2 wow 1 1 mad 0 0 sad 0 0 fear 0 0 neutral 0 0

Journal History

Nikon or Canon? 

53%
36 deviants said Nikon
47%
32 deviants said Canon

Shoutbox

~vivAlbertine:iconvivAlbertine:
derin bi nefes alıyoruz,yükümüz ağır.
Fri Nov 20, 2009, 1:17 PM
=PaLiAnCHo:iconPaLiAnCHo:
derin bi nefes
Sun Nov 15, 2009, 3:39 AM
!kirmizibalik1:iconkirmizibalik1:
yaratıcı bi insan mısınız?
Thu Sep 17, 2009, 11:15 PM
~maifly:iconmaifly:
ben de stuttgart'tayim. sanki ebediyen. burada yasadigimdan bir sikinti olursa yararim da olabilir! :)
Mon Sep 7, 2009, 12:21 AM
!kirmizibalik1:iconkirmizibalik1:
mutluYILLARmutluYILLARmutluYILLARmutluYILLARmutluYILLAR:)
Fri Sep 4, 2009, 7:18 AM
~vivAlbertine:iconvivAlbertine:
mutsuz postpunk!
Sat Aug 29, 2009, 2:40 AM
!kirmizibalik1:iconkirmizibalik1:
yaz bitmesinnn
Thu Aug 27, 2009, 5:52 AM
=pufland:iconpufland:
terminatör 5.
Sun Aug 9, 2009, 11:43 AM
!kirmizibalik1:iconkirmizibalik1:
kime küstün ki.
Wed Jul 22, 2009, 6:20 AM
~vivAlbertine:iconvivAlbertine:
ben de kuşadasına sualtu fotosu cekmeye gittm banada dalgalar izin vermedi nolcak şimdi O_o
Tue Jun 16, 2009, 3:17 AM
~pOhpOHh:iconpOhpOHh:
hmmmm
Wed May 20, 2009, 9:58 AM
~AtesinGelini:iconAtesinGelini:
Senin şu yazılara bayılıyorum :))
Wed May 6, 2009, 7:19 AM
~vivAlbertine:iconvivAlbertine:
22Ocak
Fri May 1, 2009, 7:44 AM
~AtesinGelini:iconAtesinGelini:
Dur bakim bide ben deşim şu postlarımı :)
Mon Apr 27, 2009, 4:26 AM
~vivAlbertine:iconvivAlbertine:
yeah,i'm a fool.
Sun Mar 29, 2009, 1:16 PM
~CovenCa:iconCovenCa:
:wow:
Fri Mar 20, 2009, 2:54 AM
~AtesinGelini:iconAtesinGelini:
Çok insanın vardır bi yedeği de senin yoktur sanırsam :)
Fri Mar 6, 2009, 1:16 AM
~vivAlbertine:iconvivAlbertine:
lynch gibisn anlamakta zorluk cekiorm
Tue Mar 3, 2009, 2:16 AM
~AtesinGelini:iconAtesinGelini:
hehaeha iyi bari sen benim gibi değilmişsin. Ben o filmden çıktığımda içimde milyon tane durum, kafamda da bir o kadar düşünce vardı. Hayatımdaki biri iel birebir örtüşen bir filmdi. Al
Sun Mar 1, 2009, 8:50 AM
=pufland:iconpufland:
mikroskopik depresyonik hareketler bunlar
Sun Mar 1, 2009, 8:26 AM

Site Map