30.11.2009NE OLDU SANA
en son ne zaman hayal kurduğunu hatırlıyor musun?
hani bi zamanlar dünyayı gezme fikrin vardı
adını bile bilmediğin bir ülkede evlenecektin
hani bir motosiklet alacaktın
kimsenin çözemediği o denklemi sen çözecektin
binlerce insana şarkı söyleyecektin
sen, dünyayı değiştirecektin
bir kopeğin olacaktı senin, ama yok galiba
sahi ne zaman vazgeçtin kopeğinden?
hayallerinden ne zaman vazgeçtin?
şimdi tekrar onların peşine düş
seni terkeden sevgilinin önünden muhteşem bi arabayla geçebilirsin
hep hayalini kurduğun o eve sahip olabilirsin
bayılana kadar alışveriş yapabilirsin
mesela safariye çıkabilirsin
bi tekneyle okyanusa açılabilirsin
gerçekten mutlu olabilirsin
fishcard
çok ilginç
çok
29.11.2009HAYAL\ET
suya düşen
ama
batmayan
hayallerin
içi boşmuş
ama
yine de pozitif bişi
tutunulabilir
pek tabi ki bi dal gibi
onlara
26.11.2009LEIF ERIKSON
merba ben
leif
leif erikson
derler benim için amerikaya ayak basan ilk avrupalı die
ama inanmayın siz onlara
komple yalan
tamam gittim chicago'ya
ama yalnız deildim tabi ki
bazen söylememek, söylemekten daha dürüst bir davranıştır
chicago dediğim yer sonradan kanada oldu
bahsediorum tüm duygularımı gömdüğüm buzullardan ben
buzul mu
sandığım buzullara lavlar çıkınca
ateşini içimde tut ayırma gözünü benden
dur, oturma sakın, ayakta kal,
mumlar var, mumları söndür
anlatacaklarım var ama
yeni bir dil öğrenmek gibi
sınırlı kelimelerle eriyip giden kaybolan duygular gibi
sonradan başladım pandomime ben
eller kollar mimikler simgler imgeler
hergün öğreniorum 3 yeni şey hep aynı
her yeni gün lollipops
yer yeni gün crisps
her yeni gün haunted attics
she feels that my sentimental side should be held with kid gloves
but she doesnt know that i left my urge in the icebox
she swears im just prey to the female,
well then hook me up and throw me, baby cakes, cuz i like to get hooked
bir gün bakarsın herşey nefesin senin
ne demirden gökyüzü, ne de doğduğum şehir
ne serin sular işler, ne de kurduğum sihir
ne sevin benim derdim ne de içtiğim zehir
yavaşlıyor ama durmuor dünya
25.11.2009KIRMIZI BALIK
kırmızı balık gölde
kıvrıla kıvrıla yüzüyor
balıkçı hasan geliyor
oltasını atıyor
kırmızı balık dinle
sakın yemi yeme
balıkçı seni tutacak
oltasına atacak
kırmızı balık kaç kaç
kırmızı balık kaçıyor

bir solucanın aşkı - wilbur the solucan
kırmızı balık kaç kaç
gitme hep yanımda kal
13.03.2008 tarihinde yazmışım
yaşamışım ben bu günü
yaşamışım en başından
24.11.2009TEZ
öğretmenler gününde okulumdadım
tezim için ilk deneyleri gerçekleştirdik
çok sıkışıkım çok
işala işler yolunda gider
21.11.2009SARI
--- burda çizim var ---
bir yaşlı ağaç kökünden baltalanmış
devrilmiş yatıyor yan
balta dikey olarak saplanmış kökte kalan kısma
yarıklarından akıyor öz suyu için için
toprak çatlak
kurak
heryer sarı
sarı sonbahar
bir kız var yalın ayak ağacın dibinde
uzun saçları uçuşuyor rüzgarla
oturuyor dizlerine koymuş başını
bağlamış avuçiçleri kipkırmızı ellerini bacaklarından
ağlıyor
gözyaşları damlıyor için için
--- burda çizim var ---
ada ben ayrılmak istiyorum
15.11.2009NEFES
alamıorum
gerçekten bak
ama inanamıorum
içimde ne çok varmış
her defasında derin derin
veriorum ya
almadan veriorum veriorum
bitmio
hadi geç beyincike yine
hadi beynim
hadi
08.11.2009HİÇ KİMSE BİLMEZ
ben hep sana gelirim, beni anlasın diye tenin
bırakırım kamaşsın yaşamdan gözlerim
tenini avuçlarım zaten severim
gelmesen de sevmesen de beni
tutsan ellerimden, geçmişi unutamam ki
opsem gözlerinden yaşları kurutamam ki
damağım çöle dönmüş, sesim çamura
oyuncağını geri ver içimdeki çocuğa
yüzüm gözüm toz toprak, yağmurların yıkamaz
kalbim kabuk bağlar içim artık acımaz
kanserli kentlerin çığlığından
son trenle ayrıldığımdan
hiç kimse bilmez
hiç kimse sevmez
şimdi sende yoksun yanımda
hiç kimse duymaz
hiç kimse sormaz
şimdi sende yoksun yanımda
03.11.2009NEFRET
yorucu
bi
duygu muş hem
de çok
hele herkesten
herşeyden ise
dediler
desinler
01.11.2009KASIM
birden
çok
souk
burası
izmir
15.10.2009NEKSELMİŞ
yaralı dizlerim
koşamam ki
kapalı yollarında akamam ki
unutkan nehrinin
yolunu sormadan
bulamam ki
karlı dağlarında doğamam ki
saklı kentinin
27.09.2009BÖRÜLCE İLE MISIR
evet dersimiz tarım aslında
gerçek hayata uygulamak size kalmış
görebilirsiniz onları bir salata tabağında yanyana
pek de bahçe işinden anlamayan çok iyi niyetli birisine derler ki
bizim bahçeye bişiler eker misin
o da severek kabul eder
bu domates, bu patlıcan, bu biber
bu da börülce
bu da mısır
hepsinin tohumları verilir
diğerlerini eker adam sıra gelir börülce ile mısıra
düşünür ki börülceler ile mısırları birbirine yakın ekmek.
börülce sarılcak bişi arar ve mısıra sarılır
bölece büyürler giderler
meyveleri düşer kafamıza falan.
disc II alternatif son (esas son esasında)
börülce uzamaya başladığında mısır çoktan çıkmıştır
yavaş yavaş sarılır börülce mısıra
o kalın gövdesine tutunur, ona ihtiyacı vardır ayakta durmak için
mısır ise üzerine gelecek böcek sineklerden korunur
ve daha çok su tutar börülce sayesinde
fakat problem vardır
büyüme hızları aynı değildir.
mısır çok hızlı uzamaktadır börülceye göre
börülce yetişemez bu hıza
biranda bulur kendini bulutların üzerinde sonra
gerilir, gerilir, gerilir
önce üst noktalarda kopmalar olur.
aynı zamanda çapı da büyüdüğü için damarları yırtılır, yaparakları dökülür
en sonunda dipten kökü de kopar börülcenin
artık beslenemez
sararır kurur toptan
dökülür kalamaz mısırın üzerinde
bir tatlı rüzgar gelir ve götürür börülceyi
mısır ise dimdik ayakta kaldı sanmayın
hasat zamanı gelir
kaynamış mısır olarak bardakta sunurlur
not :
iki yol var demiştin
hepsinin sonu aynı
korkma bebeğim
18.09.2009MEVSİM SONBAHAR
bitkiselim
köklerim yanıor
öz suyum kuruor
damarlarım kopuor
kabuklarım dökülüor
yapraklarım uçuşuor
yıkılıorum ben

this fall
watching me falling
"the disintegration"
coming soon
16.09.2009NEON SIGN
döndüm evet, ne yeniden doğdum
ne de dünyayı kurtarmaya geldim
girdi birbirine tüm göstergeler
uzun zamandır adam gibi saçmalamıorum
şimdi başlasın, hemen şimdi burda
gör bak...
kahvaltı zamanı deil ama, kırdım yumurtayı işte
amacım yemek deil içini, kabuğu ile ilgili esasında
hani beyaz olur ya keskin köşeli, hani hani dişleri gibi canavarın
neyse buraya gelicez yine, çok hızlı gitmeliyiz zaman yok ya
anlatacaklarım uzun ya...
uçuoruz sanki bir alman arabasının içinde
aniden yolun ordasına bir genç düşüor,
uzun boylu karagözlü kara kaşlı çok betimsel
neyse kırıorum aniden direksiyonu ve yüsek hızda araba spin atıor
tüm airbagler açılıor...
hayat bu ya işte bi almandı insanlığı katleden
tezat bu ya yine bi almandı airbagı bulan
biri katledip biri kurtaradursun, yörüngesinde spin attığımız karaoğlan,
alman olmaktan öte pek de bi tanıdıktı.
vardım yanına ölmüştü çoktan,
düşmüş, yumurta kabukları üzerinde, çıkarmaya çalıştım, olmadı,
kalbine saplanmış işte, dedim ya keskin canavar...
neyse gelelim yumurta mı tavuktan
tavuk mu yumurtadan sorunsalına
hızlı bir şekilde çıkıorum merdivenlerden
gökdelenin terasındayım 321. kat belki de ya da 321. metre
tam orda pervazın en köşesinde
pervaz doğru kelime deil ama aklıma ilk geleni...
korkarım aslında ben çok yüksekten
düşmekten değil yanlış anladın beni sen, yükselmekten
başım dönüor gözlerim kararıor sadece
bak şimdi yine başladı...
superhero deilim ya sonuçta
yere hızlıca çakılırım ya
savaşmak boşuna anlamam toptan tüfekten ya
yaları da tükettim ya
evet öldür beni, tek bir kelime yeterdi
üfle beni son bir nefesle
bak işte o karaoğlan bendim düştüm ya önünde...
özetle
bkz. kendi kendini kırmak
12.09.2009GS-BJK
beraber ıslanıcaz sanırım
maçta olicim
inşala yeneriz
daddy cool

07.09.2009ALMANYA
evet
bu haftaiçi
2.5 gün stuttgart da
2.5 gün nurnberg de
olacaım
iş münasabeti ile
umarım foto çekme imkanım olur
06.09.2009SAHIP OLMA HİÇ BANA AMA
kaybol benle
kaybol benle
kaybol benle
04.09.2009DOĞUM GÜNÜM
zor be annem
nesi zor yavrum
zor be annem, çok zor...
03.09.2009BULAMIYORUM
soy beni yatır uykuya
şu an sanki evimdeyim
bul beni aramana gerek yok
beni koyduğun yerdeyim
29.08.2009MUMLAR
çek, bi sandalye çek ve otur,
mumlar var, mumları yak
anlatacaklarım uzun, uzundur yollar
ve her ne yöne gidersen git, beter gibi sonsuz ama
yoksun nedenin yoksa
ağlarla kaplı hiç bilemezsin!
her yanım, her sözüm, her savaşım, her yönüm
öyle zor, öyle zor geliyor ki her yeni gün
her yeni gün
her yeni gün
her yeni gün
"yasemin mori bugünlerde"
26.08.2009CURE
last days of summer
never felt so cold
so cold
so
so
16.08.2009MORI
yine bulutlar hiç
gitmiyor gitmiyor...
kalbininin atışları hiç
gitmiyor gitmiyor...
baya güzelmiş bu yasemin
13.08.2009NASIL ANLATSAM SİZE
hayat tek nefes etmez.
ölüm alem aldırmaz.
canım bir gülüş etse.
ölüm güler hiç susmaz.
hastasıyım bu sözlerin
yine burda görmek istedim
08.08.2009YAZLIKÇIYIM
efet çılgın minibüs soforunu
yazmak ya da yazmamak
işte bütün sorun bu
25.07.2009VIDEOTAPE
you are my center
when i spin away
22.07.2009EVET
bu yazı akustik
küstüm konuşmuorum
14.07.2009KÖTÜLER KAZANIR
iyilere hep bişiler olur
umarım sağlığına kavuşursun ablam

04.07.2009DA PORTFOLIO
[link]bu da böle bişi
29.06.2009R.I.P
eni veci vokki
micheal are you OK?
koşun nefes almıor
biri baksın lütfen
açılın ben doktorum
ölmüş
21.06.2009KIŞ NEDEN VAR
güller solar
güller
solar
14.06.2009SUALTI
bugün çeşmeye sualtı fotosu çekmeye gittim
ama saolsun kulağım
30 cm bile dalmama izin vermedi
çekemedim hiçbişi sualtunda
şimdi nolcak?
07.06.2009SAĞLIK
bir sağlık problemleridir
dönüor başımızda bu sene
umarım düzelir herşey
söz veriorum
daha iyi biri olcım
25.05.2009WALL-E
seviorum ben onu
bakın şuna hele, gerçeğini yapmışlar.
[link]benim olsun
24.05.2009TEST
bi
bip beep
bi kaç can sıkıntısı
o kadar
mrb
nbr
Time difference from today (Sunday, May 24, 2009) to my birthday (September 4, 1981)
27 years 8 months 20 days ago
1446 weeks 2 days ago
10 124 days ago
27.72 years ago
Notable event for September 4, 1981:
Birth of Beyonce Knowles (singer)
işte bu süfermiş
ondan bu kadar hareketsizim ben anladı.
20.05.2009KAPLUMBAĞA
evet sevgili turtle
9 aydır emekledin, finişe geldin, geçtin/gittin
durmadın bile/görmedin bile
bir sayacım vardı yazdan kalma
şimdi herşey buzlukta
bahsediorum size ben depechemode'dan üstü kapalı
planlar boşa gitti, dave hastanelik oldu
gittik geldik fotolar kaldı tek elimizde
yine
doğru zamanda yanlış yerdeydik
yine
yanlış zamanda doğru yerdeydik
yine
zaman makinesi lazım bana
yine
mendilimi geri verin bana
there's something wrong with me chemically
something wrong with me inherently
the wrong mix in the wrong genes
yapıorum deliler gibi "losing my religion" dansı
durmuorum da daha da ileri gidip "idioteque" dansına geçiorum
görüorum ki yamyammışım, tamtam
herşeyi yemişim yutmuşum
bu da böle bir anımdır
11.05.2009ELMA YA
sana bişi sorucam
nie hemen kararıosun
doyamıorum seni
izlemeye
sonra birden herşey
çirkinleşior
görmek istemiorum
midem bulanıor
nöbetçiler götürün şunu
gözüm görmesin
yine yanlış zaman
yine zaman makinesi lazım
yine icat edemedim
ama düşündüm.
07.05.2009DOĞUM GÜNÜ
geçmişin ve geleceğin analizinin yapılabileceği
kişiye özel sıradan olmayan
bir gündür.
mutsuzluksa mutsuzluk, umutsa umut, sonuna kadar.
daha çok hatalar üzerinde düşünülür.
keşkeler ve olasılıklar,
kelebek etkisi şeklinde beynin kılcalları arasında
dallanır budaklanır.
nefesler kesilir,
gözler kapanır,
tek çalan eski kasetten bir şarkıdır.
tabi bütün bunlar çılgın doğum günü partisinin ardından,
pastadan çıkan striptizcinin
mumları çalip gitmesinden sonra
tek başına kaldıktan sonra düşünülür.
şarkı ise; bir mumdur, iki mumdur.
ondört mumdur değildir esasında.
after years of waiting nothing came
01.05.2009LUCKY
bir güç savaşını yani aşkı anlatan radiohead mucizesi.
insanı ister istemez loser superhero gibi hissettiren,
yerin dibine sokan,
ordan göle maya çalan,
uçak kazalarından kurtaran,
her şekil yaşatan,
fakat tek bir kelimenin bile
bir kurşun gibi vücuda girip çıkarken herşeyi götürdünü hatırlatan
thom yorke daha önce de
"i stood in front of her face when the first bullet was shot" demişti.
konu ile ilgisi yok ama aklıma sara geldi, birden.
juice by sara! juice by sara!
juice by sara!
ooooooooh!
sara's got juice! sara's got juice!
oooooooh sara!
23.04.2009BAYRAM
hani bayram ya
tatil işte
evde kaldım bi şekilde
sonra temizliğe başladım
esasında önce harddiski temizlicektim
sonra dolapta bi cocacola hediyesi kap buldum
içinde ne var die baktım ki
oyh
şok şok
içinden post it lerim çıktı
2003'den itibaren yazılmış ve 2006 da bitmiş yazılmaları
ilginç şeyler var
hayatımdan çıkardığım telefon numaraları
DA için not aldığım konsept çalışmalarım
izleyeceğim filmler
iş ararken aldığım notlar
bi kaç çizim
bilgisayar konfigürasyonları
ilginç ilginç şeyler
unuttuğum bi çok şeyler
kapattım koydum yerine
ama boş post it kocanımı koydum masamın üzerine
yanında da bi kalem
19.04.2009LULAPARK
geçmişte bir gün
lunaparkta arkadaşlar ile dolaşılırken
bütün o karmaşanın içinden aniden çok yüksek seste
bir saniye kadar ritim kısımının duyulup kesildiği
radiohead'in buzulların içindeki volkaniği tetikleyen şarkısı
ardından truman edası ile kendi eksenim etrafında 360 derece dönup
önce sinsice gökyüzüne
sonra kadınlara ve çoçuklara bakip
delirmiş gibi gülmekten yarılalı
5 sene oluyor.
şimdi mi
cep telefonumda
this is really happening
yazıyor
28.03.2009SK/IP DIV/IDED
Like a dog, I'm a dog, I'm a dog, I'm a lapdog
I'm your lapdog, yeah
22.03.2009YALANCI ÇOBAN
yamacımda bi kurt ölmüş aşktan
cancağızım dayan
tövbe
dumanlı günler böle
başlar
17.03.2009EASY LEAVING
sn. cnm. arkadaşım
~
Cironimanın kısa film denemelerinden birini
sizlere gururla sunarım
[link]
08.03.2009SO RIGHT
There's something wrong with me chemically
Something wrong with me inherently
The wrong mix in the wrong genes
DEPECHE MODE
[link]
06.03.2009RAMBO
bugünlerde herkes dior bana
savaş çoktan bitti rambo
die
bitti biliorum da
kazandım mı onu şey edemedim
di, hey gidi askerlik hey
muz, çilek, ceviz, domates, ekmek, makarna bi de
aşk yemeliyim
serotonimlerim kaybolmuş
hey hey hey
yok mu benim bi yedeim
yok mu benim bi yedeim
yok mu benim bi yedeim
01.03.2009KARDAN ADAM
ıssız adamı izledim az önce
biliordum böle olacağını
bittiğinde ayağa kalktım
bir sağa döndüm
bir sola döndüm
sonra oturum
sonra ayağa kalktım
şimdi mi bir rüya gördüm
kardan adama sarılıordum
eridi
kollarım boş kaldı
dün akşam bişi yazdıodum buraya
deildi bu 1 mart yazısı
zaten boşver
ne önemi var
evet kızılayda dağıtıolar bu cümleleri
22.02.2009HABERİM YOK
nedir bugün bu hız
anlamadım gitti
elimdekileri tüketeyim de
belki yeni bişiler çekerim
gibisinden
belki de gidiorum
belki de geliorum
15.02.2009DAY 10909
aya ayak basmış
astranot moduma geri dönmek istiorum
nasıl truman isyandan sonra
sakinleşip ayna karşısında
bayrağını dikti ise
işte ondan
hemen şimdi burda
13.02.200915 STEP
hastasıyım
izleyin
dinleyin
anlayın
anlatın
muhteşem grammy'09 performansı için
işte bu yüzden bu radiohead
[link]bu da benden (şarkı ile ilgili)

ehue
o çoçuklardan biridim ben de...
the first of the children
wlth love
wil
05.02.2009KLOROFİL II
gerçek aşka rengini veren madde.
modern zamanlarda yaşanan aşklar beyinin mantıksal çözümlemelerinin sonucu karşılıklı çıkar ilişkisi modunda ilerleyip sararip solarken, beyin ölümünün yaşandığı bitkisel yaşam formunda sadece kalbin yönettiği ilişkiler yeşerip dallanip budaklanmaktadır. bu durum beyin ve kalbin ikisinin birden aynı anda yaşaması halinde gerçek aşkın olamayacağını ima etmektedir.
şimdi, iki inatçı keçi hikayesindeki gibi tek bir keçinin geçebileceği genişlikte, uzun ince tahtadan bir asma koprü düşünelim. beyin bir tarafta kalp bir tarafta. beyin, aşkın nedenlerini umarsızca sembolize ederken, kalp ise gözü kör bir şekilde futursuzca beklemektedir. durup tekrardan düşünmek gerekirse ki bu halde beyniniz yaşıyor demektir ve kendi içinizde aşkı sorgulayip kurgularken taraf tutmamanız mümkün değildir, en iyisi kemerleri bağlayip arkanıza yaslanip ne olacağını izlemektir. çok fazla şey beklemeyin çünkü burası dövüş kulubü değil.
beyin, worms'daki gibi saniyede bir elindeki silahları sinsice değiştirip durmaktadır; bazuka, dinamit, parça tesirli el bombası, super kuzu, deli dana, beton eşek vs gibi, kalp ise şarkı söyleyen çalının sesi eşliğinde super mario gibi mantarları yiyip, büyüyerek ziplaya ziplaya ilerlemektedir.
burada saygın yönetmenimiz alejandro gonzalez inarritu'ya selam ederek, onun yaptığı gibi olayların kronolojik sırasını değiştirip, sahnelerin de gelişme bölümü olmadan aniden carpıcı bir şekilde ilerideki bir sekans ile yüzleşelim.
bir tabak zeytinyağlı çalı fasulye yemeğinden zoom yaparak yavaş yavaş çıkılır. tabak, kalbin küçük ellerinde; kalp, yeşil dev bir yaprağın kucağında; yaprak ise sonsuz uzunlukta bir fasulye ağacının dalındadır. kamera, louis armstrong'dan la vie en rose eşliğinde ağacın gövdesinden döne döne bulutların altına doğru iner. önce yıkılan koprü görülür, sonra herbir kıvrımı kökler ile toprağa sarmalanmış ölmüş bir beyin, etrafı fountain'daki gibi tamamen çiçekler ile dolu. en sonda da görünmez adamın çığlık ifadesi ağacın gövdesinde görülür tipki thom york'un there there'i.
sonuç mu, aşk nedensiz sevmekmiş. bu kadar da fantastikmiş.
konu ile ilgili yüzeysel araştırma yapıldığı takdirde gözyaşlarımın hala kurumadığı günlük sayfalarında, mürekkebi birbiri içine geçmiş aşağıdaki satırlar zorlukla okunabilmektedir.
beyin yaşarken bu kalp sever mi,
yoksa bitkisel hayat bu şekil güzel mi,
suya, güneşe yöneldim istemsiz,
tuzakmış düşünemedim, neyleyim beyinsiz
yemyeşil her şey.
not :
ilkokulda pamukaltında ısladığım, sevgim ile beslediğim, ölür iken dirilttiğim fasulyemin, aşkı kurtaracağını biliyordum.
05.02.2009ŞİMDİ N'OLCAK
bilmiorum
emin değilim
zaman gösterecek
belki bir gün güneş ikimiz için doğar
hepsi
01.02.2009BOZDAĞ
bugün çok gitmek istediğim bozdağ gezisi vardı
fakat evde oturmuş
federer-nadal avustralya açık finalini izliorum
ardından my blueberry nights'ı izleme gibi bi planım olsa da
arda bi berbere gitmem gerek
en önemlisi eve getirdiğim işi bitirmem gerek
sanırım yatip uyusam en güzeli
yarın okula gidilecek
çimento fabrikasında ölçüm yapılacak
balıklara yem verilecek
hey hey
karlı buzlu göllü evli ağaçlı güneşli abant fotoları bi başka yıla kalmış gibi görünüor
14 mayıs dm konseri için yeni albüm 20 nisanda çıkıormuş, acaba şarkılar ezberlenebilecek mi
federerin yenmesini istiorum yine ama yine nadal yenecek
evet evet kesinlikle 3 no kestirmeliyim
20.01.2009DA PORTFOLIO
[link]hızlıca bi deneme
tmm
tmm
17.01.2009BENJAMIN BUTTON
life isn't measured in minutes,
but
in moments
tells the story of benjamin button,
a man who starts aging backwards
with bizarre consequences.
hadi gel
artık
gel
fincher hadi beni mutlu et
yeniden 10 yıl sonra
1999'du
14.01.2009İŞ ARKADAŞLARI
bu kadar mı
sahte
göstermelik
saygısız
arkadan vuran
iyilik yapmaya gelmeyen
aniden kin kusan
olur be
11.01.2009MUTSUZLUK
umutsuzluğun integralidir.
halk arasında "fade out" ya da "fade to black" olarak da bilinen bu hastalık, bulaşıcı olduğu gibi doğuştan da olabilir. taşıyıcılardan ziyade, doğuştan bu hastalığa sahip olan kişiler üzerinde yapılan araştırmalarda, tüm hastalarda kara tohuma rastlanmaktadır. kara tohum, hastaların bazılarında beyinde, bazılarında kalpte bazılarında ise üreme organlarında konuşlanmaktadır. zamanla tüm vücudu kılcal şekilde sararak hastayı ağaca çivirir ve tekrar toprağa döner.
kara tohum kendini sağdan, soldan, zamanlı, zamansız gelen ataklar ile göstermektedir. bu ataklar "back to black" sekansları olarak adlandırılır. hastayı bire bir yakaladığı gibi kalabalık içinde de ortamdan soyutlanmasını sağlayip bire-bire mıknatıs gibi çekebilmektedir. gözün gördüğü herşeyin siyah olarak algılandığı an, kara tohum artık durdurulamaz ve hasta hastalığı beslemeye başlar bu karşılıklı narsist şizofren bir ilişkiye döner ki bu son evre "paint it black" olarak bilinir.
kesinlikle tedavisi yoktur. en iyi çözüm, anlık kendini kandırma telkinleri ile atakları karşılamaktır. kalecinizin çoktan oyundan atıldığını, en iyi oyuncularınızın sakat olduğunu, hakemin taraf tuttuğunu ve en kötüsü sonsuz bir uzatma zamanı oynadığınızı unutmayınız. hakemin yüzüne oyunu bitirmesi için yalvarır şekilde bakmaya çalışmanız fayda etmeyecektir.
oyunu birakip kaçmak opsiyonel olmakla beraber uyuma denemesi denilen bu yöntem "until it sleeps" vakası olarak literatürde kayıtlara geçmiştir. fakat kara tohum uykuda da sizi yanlız bırakmayacaktır. uykunuzda ister geleceği gördüğünüzü düşünün ister geçmişinizi gördüğünüzü düşünün, aniden kan ter içinde yatakta gözlerinizi açip, hangi saatte, hangi günde ve nerede olduğunuzu düşünmeye çalıştığınız sırada herşeyin kabus olduğunu anladığız o an kısacak bir mutluluk yaşanır. o anın değeri bilinmelidir çünkü bu hastaların hayatlarında görecekleri en büyük mutluluk o olacaktır. hasta mutlu olduğunu düşündüğü an, zaten ilk evre "fade out" otomatik olarak tekrardan başlamaktadır.
umutsuzluğun sonsuz parçacıkları inançsızlık; sonsuz umutsuzlukların toplamı, mutsuzluk.
09.01.2009SARI-KIRMIZI
hiçbir zaman hayat bayram olmadı
ya da
her izmire gelişiniz bayramdı
altay-gs maçı sonu açılan bi pankarttı
07.01.2009SARI
little miss sunshine
günlerin kopüğü
ve
sunta
günün anlam önemi
01.01.2009SOĞUK
bu kış üşüyorum
yaşlanma?
umutsuzluk?
ya da havalar?
.

Devious Comments
--
.
saol
--
i was looking for another you when i looked round you were gone
teşekkürler canıım
--
Tortoise f.cks the rabbit... ~volksmania
~sculptureclub ~cloud-club
--
i was looking for another you when i looked round you were gone
valla alfabetik
--
i was looking for another you when i looked round you were gone
özel bölüm yapıcam sana
--
i was looking for another you when i looked round you were gone
Previous Page12345...Next Page